Kendini Tanıma Yolunda: Duygusal Olgunluk
Duygusal olgunluk, kişinin hissettiği duygularını bastırmadan, onları görmezden gelmeden ve diğer yandan onların esiri olmadan yaşayabilme sanatıdır. Öfkelenmek, kırılmak, hüzünlenmek ya da neşe duymak gibi duygular doğal olarak her insanda bulunmaktadır. Olgunluk, duyguların bizde bulduğu anlamla ve bunları nasıl ifade ettiğimizle ilgilidir. Bazı insanlar gençlik dönemlerinde dahi sakin ve dengeli davranırken, bazılarıysa yıllar geçse de öfkesini yönetmekte zorlanmaktadır. Bu duruma bakıldığında, duygusal olgunluğun yaşla ilgili olmaktan çok farkındalıkla, idrak kazanmakla daha da ilgili olduğu görülmektedir. Duygusal olgun bir insan, tepkilerini erteleyebilir, nerede nasıl davranacağını kendi iç muhasebesiyle daha iyi düzenleyebilir. Çünkü duygunun her an değişebildiğini, şu an öfkeliyken birazdan başka bir duygu haline bürünebileceğini bilir. Duygunun devinim içinde olduğunu bilirken diğer yandan söylenen bir sözün kalıcı olabileceğini, iletişim kurduğu kişide ne kadar büyük bir etki yapabileceğini bilir. Bu kişiler duygularını bastırmaya ya da onlardan kaçmaya çalışmaz tam aksine onları tanır, hatta onlara isimler verir ve uygun bir biçimde dışa vurur. “Şu an gerçekten üzüldüm” diyebilmek, “üzülmemin tek sebebi sensin” ifadesinden
daha olgun ve yapıcı yaklaşmaktır çünkü sorumluluğu karşıdakine yüklemekten, suçlayıcı bir dil kullanmaktan daha çok duygunun farkına varmak ve onu üslubunca ifade etmek vardır. Olgunluk, duyguları yalanlamak olmayıp onların yönetimidir. Kırıldığında etrafına ateş saçmak, öfke nedeniyle tahmin edilemez davranışlarda bulunmak yerine içsel nedenleri sorgulamak, başkalarını yargılamak ve suçlamak yerine kendi sınırlarına göz atmak bu farkındalığın bir parçasıdır. Duygusal olgunluk, başkalarının davranışlarını kontrol etme halinden vazgeçip kendi tepkilerini yönetmeyi öğrenmektir. Çünkü her ne olursa olsun kişinin kendi duygularını dahi her an kontrolü zorken başka insanları yönlendirmek çok daha zor ve yıpratıcı bir girişimdir.
Psikoloji literatüründe bu süreç “öz-düzenleme” kavramıyla tanımlanmaktadır. Öz-düzenleme becerisini geliştirmiş kişiler, strese neden olan durumlarda bile sakin kalabilir, kararlarını anlık duygularla değil değerlere göre verirler. Çünkü bilirler ki duygular gelip geçicidir, ama davranışların etkisi uzun sürer. Nihayetinde, duygusal olgunluk bedenin büyümesiyle ya da sadece yaşla artan bir donanım değil, bir idrak meselesidir. Farkındalıkla büyüyen, iç dünyasına dürüstçe bakan insan olgunlaşır. Olgunluk, duyguların efendisi olmak değil; onların diliyle kendini anlayabilmek ve
dışımızdaki dünyaya öylece bakabilmektir.